2030 ve Sonrası Türkiye Kimya Sanayisi,
Strategy&
2030 ve Sonrası: Son dönemlerdeki olumlu gelişmelere rağmen, sürdürülebilir büyümeyi başarmak Türkiye kimya sektörü için hâlâ bir zorluk olarak önümüze çıkıyor.
Türkiye kimya sanayisi; Türkiye’nin maliyet avantajı, başlıca tüketim
pazarlarına coğrafi yakınlığı, küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar,
inovasyon ve değişen yasal düzenlemeler sayesinde kayda değer bir büyüme yakaladı.
Önümüzdeki dönemlerde Türk kimya şirketlerinin, büyümeyi destekleyen
gelecek trendlerinden yararlanmak için kendine özgü bir pazar
konumlandırması (oyun tarzı) belirlemesi ve yetkinliklerine yatırım yapması gerektiğini düşünüyoruz.
Strategy& olarak Türk kimya endüstrisi için sekiz gelecek trendi öngörüyoruz:
ESG ve sürdürülebilirlik, küresel ekonomideki değişimler, ekosistemlerin
yükselişi, küresel tedarik zincirinin yeniden düzenlenmesi, yeni iş modelleri, dönüşen teknolojiler, birleşmeler ve satın almaların gücü ile yetenek savaşları.
Toplam ihracatımızın %14’ünü oluşturan ve en büyük ikinci sanayi olan Türk kimya sanayisi,
Türkiye’deki ana büyüme sanayilerden birisi. Kur dalgalanmalarından artan girdi maliyetlerine kadar çok sayıda zorluktan etkilense de, Türk kimya sanayisinin ihracat ve üretim rakamları, Asya ile AB ve ABD gibi büyük tüketim pazarları arasındaki küresel tedarik zincirlerinde yaşanan değişimler ve artan lojistik maliyetleri etkileriyle geçtiğimiz yıl 2016 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Büyüyen ithalat ve ihracat rakamları
COVID 19’un etkisiyle ihracat ve ithalat hacmi sırasıyla 23,3 milyar ve 63,9 milyar Amerikan dolarına (USD) düştü. Aynı dönemde ülkedeki kimyasal ürün üretimi ise az oranda artış gösterdi: 2019 yılında 49,3 milyar USD olan üretim, 2020 yılında 50,2 milyar USD’ye çıktı.
Kimyasal ürün üretiminin ithalatı geçmesiyle, 2021 yılında ithalattaki düşüş trendi ile üretim ve ihracattaki yükseliş trendi devam etti. İç pazar tüketimi ise 2016 seviyesinin altına düşerek 77 milyar USD oldu.
2022’nin ilk çeyreğinde, Türk kimya sektörü ihracatı 7,5 milyar dolar ile bir önceki yılın aynı dönemine göre %40 büyüme gerçekleştirdi.
Kimya sanayisinin 2020 yılında %74,3 olan kapasite kullanımı, 2021 yılında %78,5’e çıkarak 4,2 baz puan arttı. Bu artışın yaklaşık %80’ini artan üretim hacmi sağladı. 2022 yılının Ocak ayında ise bu rakam %79,5’e ulaşarak son on yılın en yüksek seviyesini gördü.
Ayrıca, kimyasal ürünlerin yurt içi fiyat endeksi, artan ham madde, enerji ve iş gücü maliyetleri nedeniyle, kimyasal ürün alt pazarına göre bağlı olarak, TL bazında %50-150 arttı (gübre ve yapay elyaflar yaklaşık %150, sabunlar yaklaşık %50). Olumlu yönde ise, Türk Lirasının ABD Doları karşısında %80 değer kaybetmesi, Türkiye kimya pazarındaki oyunculara AB ve ABD pazarlarında maliyet avantajı sağladı. Özellikle Hollanda, Almanya, İtalya ve Belçika dahil AB pazarları ile ABD’li üreticiler, değişen küresel ticaret akışları ve makroekonomik politikalar nedeniyle ana tedarikçileri olarak Türkiye’yi tercih etmeye başladılar. Bununla birlikte, Lübnan gibi bölge ülkeleriyle Yunanistan ve Irak gibi komşu ülkelere Türkiye’den yapılan kimyasal ürün ihracatı da artış gösterdi.
Kimyasal ürün alt segmentlerinden mineral yakıt ihracatı, yıllık bazda %81 büyüyerek en çok büyüyen segment oldu ve Türkiye’nin toplam kimyasal ürün ihracatında 2020 yılında %20 olan payını 2021 yılında yaklaşık %26’ya çıkardı. Plastik, kauçuk ve inorganikler segmenti, 2021 yılında yıllık
bazda sırasıyla %44, %30 ve %33 büyüme kaydetti. Mineral yakıtların ve plastiklerin ihracat değerini arttıran başlıca unsurlar, Türkiye’nin ithal ham maddeler kullanması ve bunların ABD Doları bazında artan fiyatları oldu. 2021 yılında ham petrol fiyatları yaklaşık %60 artarken, polietilen (PE) ve
polipropilen (PP) fiyatları dünya genelinde %80 ve %100’den fazla arttı. Ayrıca SOCAR Star Refinery tarafından yapılan yerel üretim, 10 milyon işleme kapasitesi ile mineral yağ ve yakıt ihracatındaki büyümeye ivme kazandırdı.
Beş temel büyüme faktörü
Türk kimya sanayisi hâlâ dövizle yapılan ham madde ithalatına bağımlı, ancak bu büyüme faktörleri, Türkiye’nin aynı zamanda rekabetçi iş gücü maliyetlerine ve coğrafi yakınlığa sahip ve elverişli bir tedarikçi ülke olmasını sağlıyor.
Rekabet ortamı
Türkiye kimya pazarında beş binden fazla aktif oyuncu bulunuyor. En büyük on oyuncu arasında petrokimyasallar (örn. Petkim), madencilik, tüketici kimyasalları (örn. Hayat Kimya) ve özel kimyasallar (örn. Betek Paints) oyuncuları yer alıyor ve bu oyuncular Türkiye’deki toplam kimyasal ürün satışının %30’unu oluşturuyor.
2021 yılında Türkiye kimya sanayisi, inovasyon, kapasite artırımı, satın almalar ve konsolidasyonlar ile halka arz alanlarında kayda değer adımlara sahne olurken, küresel şirketler Türkiye pazarına yatırım yapmaya devam etti.
Ar-Ge ve Yatırımlar:
Örneğin Petkim, bir Ar-Ge iştiraki kurdu ve Circular TwaIn (döngüsel ekonominin dijital ikizi) projesini geliştirdi. SOCAR (Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi), 2008 yılında Petkim’i satın aldı ve Türkiye’nin en büyük petrokimyasal tesisi Petkim’e yatırım yapmaya devam ediyor. Star Rafineri’ye yaptıkları 6,3 milyar ABD Doları değerindeki yatırım, yurt içi talebin yaklaşık %18’ini karşılayan 10 milyon ton işleme kapasite ile Türkiye kimya sanayisinin büyümesine öncülük eden faktörlerden biri oldu. OYAK’ın kimya sektörü iştiraki olan Akdeniz Chemson, yurt dışında yatırım yapmaya karar verdi ve 2021 yılının Kasım ayında Çin’deki yeni bir üretim kapasitesine 27 milyon ABD Doları değerinde yatırım yaptığını duyurdu.
Satın almalar ve halka arzlar:
Kimyasal pazarının önemli oyuncuları, canlı rekabet ortamında satın almalar ve halka arzlarla büyüme stratejilerini gerçekleştirmeye devametti . Örneğin; Vinmar , Alfa Kimya’yı satın aldı ; Ravago ise Türkiye’nin önde gelen kimyasal ürün distribütörü Turkuvaz Kimya’nın %51’ini satın aldı. Mercan Kimya, Borsa İstanbul’da halka arz işlemiyle 162,5 milyon TL elde ederken Kimpur, Aralık ayında hisselerinin %28’inin halka arzı için onay aldı . Ham maddelere erişim zorluğunun ve üretim maliyetlerinin artmasıyla kimya sektörü, önümüzdeki dönemlerde muhtemelen daha fazla sayıda birleşme ve satın alma görmeye devam edecek.
Destekleyici yasal düzenlemeler
Yasal düzenlemeler tarafında ise Ticaret Bakanlığı, Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı hazırlayarak Türk sanayisinin AB Yeşil Mutabakat girişimine uyumunu sağlama yolunda önemli adımlar attı. Ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında 281 kimyasal ürünü teşvik ederek kimya sanayisinin büyümesini destekledi. Sektör paydaşları, Doğu Trakya’da kurulacak Kimya Limanı’nın (Chemport) katkıları hakkında tartışırken, Türk Devleti Rotterdam Limanı ile Rönesans Holding ortaklığında Adana’da yönetilecek büyük bir petrokimyasal sanayi bölgesi kurmayı planlıyor.
Sürdürülebilir bir büyüme stratejisi yaratmak
İleriye dönük olarak, Türk kimya şirketleri pazar konumlarının özgünlüğü ile mevcut ve gelecekteki becerileri etrafında büyüme stratejilerini değerlendirmelidir. Strategy& olarak her kimya şirketinin, rekabet gücünü ve pazardaki kazanma hakkını korumak için pazar trendleri doğrultusunda üç veya dört farklılaştırıcı beceriyi geliştirmeli ve müşterisine sunduğu değer tekliflerine özgü bir pazar konumlandırması elde etmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Peki, kimya şirketlerinin yetkinliklerini geliştirmeleri
gereken gelecek trendleri nelerdir?
Şimdi onlara kısaca bakalım…
ESG ve sürdürülebilirlik dönüşümleri
Değişen küresel ekonomi
Artan ekosistem etkileşimi
Tedarik zinciri ayak izinin yeniden düzenlenmesi
Yeni iş modelleri
Yıkıcı teknolojiler ve inovasyonlar
Güçlü birleşmeler ve satın almalar
Yetenek savaşları
Başarılı bir kimya şirketi kendine özgü ve farklılaştırıcı bir yetkinlik seti geliştirmelidir. Her yetkinlik; süreçlerin, teknolojinin, organizasyonun ve (organizasyonel) yeteneklerin bir kombinasyonudur. Bir şirket, yatırımlarını ve çabalarını gelecek trendleri doğrultusunda odaklandırdığında, gelecekteki ticari başarı ihtimalini arttırır.
Yazının tamamı; https://www.strategyand.pwc.com/tr/2030-ve-sonrasi-turkiye-kimya-sanayisinde-surdurulebilir-buyume





